"Bir millet, iki devlet" ifadesi sadece tarihi bir slogan değil; Azerbaycan ile Türkiye'nin kardeşliğinin, kader birliğinin ve stratejik müttefikliğinin en üst düzey ifadesidir.
Bu eşsiz ilişki sadece bölgede değil, bütün Türk dünyasında barışın, istikrarın ve kalkınmanın temel sütunlarından biridir. Ancak ne yazık ki her zaman olduğu gibi, bu kardeşliğin gücünü hazmedemeyen, bölgesel çıkarlarımıza karşı çıkan dış merkezler ve onların yerli uşakları yeniden harekete geçtiler.
Tesadüf mü, Yoksa Hedefli Bir Senaryo mu?
Ankara'da Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinin gerçekleştirilmesine hazırlandığımız hassas bir dönemde yaşanan olaylar birçok duruma işaret etmektedir. Bu süreçler hiçbir şekilde tesadüfi nitelik taşımamakta, aksine önceden planlanmış melez (hibrit) bir savaşın parçasını oluşturmaktadır:
İstanbul'da İran'ın finansmanını sağladığı ve yönettiği radikal dini grubun Azerbaycan konsolosluğu önündeki eylemi, doğrudan diplomatik temsilciliğimize ve devlet egemenliğimize yönelik açık bir kışkırtmadır.
Aynı zamanda sanal düzlemde Azerbaycan aleyhine yürütülen koordine karalama kampanyaları, toplumlarımız arasında güvensizlik tohumları ekmeyi amaçlamaktadır.
Bütün bu adımların tam da Türk Devletleri Teşkilatı'nın entegrasyon süreçlerini güçlendirdiği bir zamana denk gelmesi, düşmanların duyduğu rahatsızlığı açıkça gözler önüne sermektedir.
Kimler ve Neden Bu Kirli Oyunları Oynuyor?
Azerbaycan-Türkiye tandeminin küresel ve bölgesel düzeyde artan itibarı bazı çevrelerin uykusunu kaçırmıştır. Bölgede barışın, Zengezur koridorunun açılmasının ve Türk dünyasının ekonomik-siyasi entegrasyonunun aleyhine olan güçler tam da bu kardeşliği zayıflatmaya çalışmaktadırlar.
İran'ın etki alanındaki radikal grupların İstanbul'da eylemler düzenlemesi, ayrıca bilgi savaşında yalan haberler yayan trollerin faaliyetlerini artırması göstermektedir ki, dışlardaki anti-Azerbaycan ve anti-Türk merkezler aynı amaca hizmet etmektedirler. Onların temel gayesi stratejik müttefikliğimize gölge düşürmek ve iki ülke arasındaki güven ortamını zedelemektir.
Kardeşliğimiz Her Türlü Provokasyondan Güçlüdür
Tarih defalarca kanıtlamıştır ki Azerbaycan ve Türkiye halkları zorlu sınavlardan akla kara seçilerek çıkmayı başarmışlardır. Şuşa Beyannamesi ile resmileşen müttefikliğimiz hem Bakü'de hem de Ankara'da kararlılıkla korunmaktadır.
İstanbul'da büyükelçiliğimiz önünde düzenlenen ucuz provokasyonlar veya sosyal medyadaki sahte kampanyalar irademizi kıramaz. Aksine, bu tür düşmanca tutumlar bizi daha da sıkı kenetlenmeye ve omuz omuza durmaya mecbur etmektedir.
Unutmayalım ki birliğimiz bizim en büyük gücümüzdür. Azerbaycan ve Türkiye devletleri her zaman olduğu gibi bu provokasyonların da önüne kararlılıkla geçecek, ortak geleceğe doğru inançla ilerlemeye devam edecektir.
Nahid Canbaxışlı
"Vətəninfo.az Enformasyon Ajansı" Genel Yayın Yönetmeni
"Ekstrem Şartlarda Gazeteciler" Kamu Birliği Başkanı