Halkın Partisi Genel Başlkanı Kudret Özersay, Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası, 2026'nın Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzereine değerlendirmelerde bulundu.
Özersay2ın açıklaması şöyle; "Bir kişi mahkeme önüne çıkıp yargılanacak ama o kişinin ADINI yazamayacaksınız, fotoğrafını koyamayacaksınız. Yasayı değiştirdiler, yazar, yayınlarsanız dört asgari ücret para cezası ödeyeceksiniz, ödemezseniz de hapis cezası alacaksınız. Madem ki bir kişinin yargılanması, mahkeme önüne çıkması kendiliğinden MASUMİYET KARİNESİNE halel getiren bir şeydir o zaman mahkemeler önünde yargılanmayı KAMUYA AÇIK yapmayın, onu da kapalı, gizli oturum yapın değil mi? Allah akıl izan versin size! Bir kişiye suçlu demedikten, suçu sabit olmadıkça suçu işledi gibi davranmadıktan sonra, zanlı, sanık dediğiniz, şu şu şu suçlardan İTHAM EDİLDİ dediğiniz sürece masumiyet karinesi niye zarar görsün ki? Sizin derdiniz başka, çok belli!
Bu yasa basın özgürlüğünü; Halkın haber alma özgürlüğünü ölçüsüz şekilde kısıtlayan bir düzenlemedir. Demokratik ülkelerde bu türden kısıtlayıcı düzenlemeler kabul edilemez. Basın mensupları masumiyet karinesine halel gelmeyecek bir dil kullanmaya dikkat ettikleri sürece masumiyet karinesi korunur.
Bu yapılan yasa yolsuzlukların, hırsızlıkların, rüşvetin ve sayısız rezilliğin yaşandığı bu dönemin ertesinde bugün görevde olan siyasilerin ve üst düzey bürokratların YARGI SÜREÇLERİNDE KENDİLERİNE ADETA İKİNCİ BİR DOKUNULMAZLIK KALKANI yaratma girişimidir. O nedenle bugünden net şekilde vurguluyorum: Göreve geldiğimizde bu DÜZENLEMEYİ DERHAL DEĞİŞTİRMEK BOYNUMUZUN BORCUDUR.
Cumhurbaşkanı bu yasa tasarısını Meclise bir daha görüşülmek üzere geri gönderirken bu yasanın NEDEN SORUNLU OLDUĞUNU gerekçeli şekilde izah etmişti. O gerekçeleri düşündüğümde, UBP-DP-YDP bu yasada aynen ısrar edince Cumhurbaşkanının bu yasayı Anayasaya uygunluk bağlamında görüş almak üzere ANAYASA MAHKEMESİNE GÖNDERMESİNİ beklerdim ama maalesef sayın Cumhurbaşkanı da doğru bulmadığı bu yasayı imzalayıp yürürlüğe girmesinin önünü açtı. Evet ikinci kez geri gönderemezdi ama Anayasamıza göre Anayasa Mahkemesi’ne yasa yürürlüğe girmezden önce gönderebilir ve Anayasaya uygun olup olmadığıyla ilgili görüş alabilirdi. Halen daha bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde sayın Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre Anayasaya aykırılık bağlamında iptal davası açabilir.
Bu düzenlemenin ilk hali Meclis Komitesinden görüşüldüğünde maalesef ana muhalefet partisi CTP'nin de oybirliği ile evet demesiyle komiteden geçti ve Genel Kurul'a geldi. Genel Kurul'da muhalefet tavrını değişti ama maalesef belli ki UBP-DP-YDP muhalefetin bu halinden cesaret buldu...Üstelik bu düzenleme TAM DA SAHTE DİPLOMA DAVALARI yoğun şekilde başladığı bir dönemde yürürlüğe konuldu. Sadece bu ay 10 tane SAHTE DİPLOMA aldığı iddiasıyla yeni yargılamaların olacağı bir ay olacak. Aynı zamanda 10 Haziran tarihinde AĞIR CEZA Mahkemesinde aylardır takibini yaptığımız UBP eski kadın kolları başkanının İTHAM EDİLMESİ süreci başlayacak, en azından öyle öngörülüyor. Şimdi bütün bunlar bir araya getirildiğinde BÖYLE YASAKÇI BİR ADIM ATILMASI TESADÜF OLABİLİR Mİ? Hayır kesinlikle değil ama BUNU YANLARINA BIRAKACAK DEĞİLİZ, bu devran elbet dönecek, az kaldı!
SeçimOlaHayrıola"....