17 C
Lefkoşa
Cumartesi, Mayıs 8, 2021
spot_img
spot_img
spot_img

Masumiyet’in Ela’sı İlayda’nın annesiz geçen çocukluğu yürek burktu!

Masumiyet dizisinde Ela isminde bir üniversite öğrencisini canlandıran İlayda Alişan, Hürriyet’ten Hakan Gence’ye konuştu. Genç oyuncu, 9 yaşındayken annesini kanserden kaybettiğini söyledi.

“YARIM AMA MUTLU BİR AİLEDE BÜYÜDÜK”

“Çocukluğuna dair ilk hatırladığın şey ne?” sorusu üzerine yürek burkan hayat hikayesinden bahseden oyuncu, “Ben 6-7 yaşlarındayken annemin beni okula uğurlamak için uyandırdığı ve yumurta pişirdiği bir an geldi aklıma. Sık sık gözümün önüne gelir. Mutlu bir çocuktum. Yarım ama mutlu bir ailede büyüdük.

Annemi ben 9 yaşımdayken kanserden kaybettik. Ablacığım var, bana gözü gibi bakan, annelik eden… Babam (Remzi Alişan) gazeteciydi, yıllarca Hürriyet’te çalıştı. Şefkatiyle bizi sarıp sarmaladı, sevgiyle eğitti. Sıcacık bir yuvamız vardı, hala da öyle” dedi.

Oyunculuk macerasının babasının bir arkadaşının kimseye haber vermeden kendisini ajansa kaydettirmesiyle başladığını anlatan oyuncu, sözlerine şöyle devam etti: “Babamın arkadaşının ajansı vardı. Orada benim fotoğraflarımı çekiyorlar ama yıllarca herhangi bir işin içinde bulunmuyorum… Yıllar sonra, ben lisedeyken bir dizi teklifi geldi. Görüşmeye gittim, deneme çekimine girdim ve işe seçildim. Oyunculuk serüvenim de işte böyle başladı.”

İlayda Alişan’ın röportajından öne çıkan diğer bölümler ise şöyle;

Hangi noktada “Bu benim mesleğim olur” dedin?

“Çocukluğumda oyunculukla ilgili hayallerim yoktu. Lise çağlarındaysa sanatla ilgilenir oldum. Okuldan kaçar, tiyatroya, sinemaya giderdim. İlk dizimi çekmeye başladığımda içimde bana kendimi buraya ait olduğumu hissettiren bir ateş vardı. Hala var. Hep de olsun…”

Madem içinde o ateş vardı, neden Bilgi Üniversitesi’nde moda tasarımı okudun?

“Orası biraz karışık. Ailem bir altın bileziğim olsun istedi. Ben de o zamanlar şimdiki kadar gözü kara değildim, güvenli alan insanıydım. Modaya da çocukluğumdan bu yana hep ilgim olmuştur. Bir şeyler tasarlamayı, üretmeyi, kendimi bir şeyler üreterek ifade etmeyi sevdim. Bu anlamda kendimi en yakın hissettiğim şey oyunculuk dışında modaydı diyebilirim.”

Aşk sence ne?

“Tanımlayamayacağım kadar uhrevi bir şey.”

Nasıl biri seni etkiler?

“Sonsuz saygı, güven ve heyecan veren, huzuru da huzursuzluğu da hissettiğim… Riyakar, bencil ve tutarsız olmayan, güzel gören, güzel bakan biri beni kendine aşık eder mi? Neden olmasın?”

‘Masumiyet’te canlandırdığın Ela, sevdiği erkeğe bir noktadan sonra saplantı derecesinde bağlanıyor. Aşkın saplantıya dönüşmüş hali için ne düşünüyorsun?

“Sağlıksız buluyorum. Kendini doğru yerden besleyen, düşünce gelişimine önem veren, travmalarını yardım alarak çözmüş veya çözmeye çalışan insanların daha sağlıklı sevdiklerini düşünüyorum. Bu yüzden hiç saplantılı olmadım diyebilirim.”

“HİÇ ŞİDDETE UĞRAMADIM DEMEK BİLE RAHATSIZ EDİCİ”

Erkek şiddetine maruz kalan bir genç kızı canlandırıyorsun. O sahne çekilirken neler hissettin?

“Oyuncu olarak öncelikli görevim, olay örgüsüne sadık bir şekilde Ela’yı var etmek, ete kemiğe büründürmek. Kadına şiddetin olduğu her sahneyi, şiddete uğrayan bütün kadınların sorumluluğunu üzerimde hissederek oynuyorum. Kendi oyunculuk bardağımın suyunu oradan dolduruyorum. Hem insan olarak, hem kadın olarak hem de tüm kadınlar adına…”

Sen hiç fiziksel ya da ruhsal şiddete maruz kaldın mı?

“Hayatın içinde elbette psikolojik şiddete maruz kalıyoruz. Kalıyorum. Bazen basit bir kalp kırılması bile, nasibini belki bir parça bundan alıyor. Herhangi bir fiziksel şiddete maruz kalmadım, insanın bu yüzden kendini şanslı hissediyor olması bile rahatsız edici. Şiddetin hiçbir türünü kabul etmiyorum. Şiddete meyilli, şiddet yanlısı ve şiddeti görmezden gelen insanlar, yani bir noktada yeterli bilinç düzeyinde olmayan herkes buna dahil. Yaşadığımız toplumda kadın olmanın zorluğu da şiddetin bir parçası zaten.”

‘MeToo’ hareketi tüm dünyaya yayıldı, oyunculardan başka meslektekilere de sıçradı. Genç yaşta kadın oyuncu olmanın zorluklarını yaşadın mı?

“Kültürel olarak bu vakaların bir kısmını örtbas etme eğilimindeyiz. Kendi adıma toplumda kadın olmanın zorluğunu yaşadığımı düşünüyorum elbette. Umudum daha aydınlık yarınlar için.”

Önceki İçerikDünya mutasyona teslim!
Sonraki İçerikHasipoğlu kazandı!

Popüler Haberler

Son Yorumlar